ÇOCUKLUK DÖNEMİ AŞILARI

Aşılama nedir?

AŞILAMA  bir enfeksiyon etkeni ile karşılaşmadan, mikroorganizmanın tamamını veya belirli işlemlerden geçirilmiş parçalarının canlılara verilerek, verilen canlıda önemli bir sorun oluşturmadan, doğal enfeksiyon sonrası oluşan bağışıklığa (bağışıklık=mikroplara karşı doğal yolla direnç kazanılma durumuna)benzer bağışıklık oluşturarak, doğal hastalığa yakalanmadan korunmanın sağlanılmasıdır.

Aşılama, çocuk ve erişkin sağlığını koruma ve bulaşıcı hastalıkların önlemesinde, azaltılmasında veya tamamen ortadan kaldırılmasındaen etkin, en güvenli ve en düşük giderli yaklaşımdır.

Aşıların yararları nelerdir?

Aşılama öncelikle çocukların hastalıklara karşı bireysel korunmalarını sağlar. Çocuğa bir aşı yapıldığında, çocuk aşısı yapılan hastalık mikrobuyla karşılaştığında, önceden aşı nedeniyle salgısal ve/veya hücresel koruyucu bağışıklık sağlandığından o hastalığa karşı korunur ve o hastalığı geçirmez veya çok hafif, belli belirsiz geçirir. Aşılanmamış çocukta ise o hastalık belirgin bulgular, sakatlıklar ve hatta bazen ölüme sebep olacak iken, aşılanma sonucu çocuklar o hastalık mikrobuyla karşılaştığında hastalığa karşı dirençlidirler ve hastalıktan korunurlar, zarar görmezler.

Aşılama aynı zamanda hastalığın kontrolünü sağlar. Toplumdaki tüm çocuklar aşılanınca, hastalık artmaz, yaygın hale gelmez, hatta dünya üzerinden o hastalık tamamen ortadan kalkar. Çiçek hastalığı aşılama sonucu dünyadan tamamen ortadan kalkmıştır. Çocuk felci dünyada yok denilecek seviyeye inmiştir.

Aşılar nasıl olmalıdır?

Aşılar güvenilir olmalıdır. Yapıldığında yan etkileri fazla olmamalıdır. Hastalığın ciddiyeti karşısında aşının yan etkileri kabul edilebilir olmalıdır. Aşının koruyuculuğu iyi olmalıdır. Aşı yapıldığında, kişi o hastalık mikrobuyla karşılaşınca, aşı  o hastalıktan kişiyi koruyabilmelidir. Ayrıca aşı saklanır iken bozulmamalı, özelliğini yitirmemelidir.

Aşının komponentleri (elementleri) nelerdir?

Aşıların içeriğinde dört komponent=element vardır:

1-Aktif bağışıklık oluşturan antijen( antijen=canlı vücuduna dışarıdan giren ve koruyucu protein= antikor oluşmasını sağlayan  ve bağışıklık cevabına sebep olan yabancı bir maddedir.)

2-Süspansiyon sıvıları (antijenin eritildiği sıvı)

3-Koruyucular ve stabilizörler (aşının bozulmasını engelleyen maddeler)

4-Adjuvanlar (bağışıklık sistemini daha fazla uyararak aşının etkisini artıran maddeler)

Aşı olarak kullanılan antijenler nelerdir?

Aşıların içersindekoruyucu protein= antikor oluşmasını sağlayan  ve bağışıklık cevabına sebep olanantijen olarak bakteri hücreleri, viral parçacıklar, toksinler, polisakkarid kapsüller veya virüs hücresi yüzey parçacıkları kullanılır.

BAKTERİ HÜCRELERİ: Kolera, Boğmaca: inaktivedir (ölüdür);  Tüberküloz: attenüedir (hastalık yapıcı etkisi ortadan kaldırılmış canlı hücre).

VİRAL PARÇAÇIKLAR: Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Suçiçeği, Rota virüs, Sarı humma attenüedir;

Hepatit A inaktivedir(aktif, canlı olmayan hücre parçaları) ;

Çocuk felci ve İnfluenza aşılarının attenüe ve inaktiv tipleri vardır.

Papilloma virüs aşısı ise rekombinan DNA teknolojisiyle üretilen virüs parçacıkları 

TOKSOİDLER: Difteri, Tetanoz

POLİSAKKARİD KAPSÜL :   Hib,Meningokok, Pnömokok.

YÜZEY ANTİJENİ: Hepatit B (rekombinan DNA teknolojisiyle üretilen)

Aşıların süspansiyon sıvıları (Antijenin eritildiği sıvı) nelerdir?

Genellikle aşıların  süspansiyon sıvıları çin steril su ya da serum fizyolo­jik kullanılır. Nadiren de taşıyıcı olarak aşının üretildiği ortamdaki protein ve benzeri maddeleri (yumurta anti­jenleri, jelatin gibi) içeren doku kültürü sıvısı kullanılır.

Aşıların koruyucuları ve stabilizörleri nelerdir?

Antijeni stabilize etmek ve aşıda bakteri üremesini önle­mek amacı ile tiyomersol gibi kimyasal maddeler, neomisin, streptomisin gibi antibiyotikler kullanılır. Zayıf­latılmış canlı etken içeren aşılar tiyomersol içermezler. Bu maddelere karşı duyarlı olan kişilerde alerjik reaksiyon­lar gelişebilir. Bu nedenle aşı uygulamalarından önce bu tip alerjik reaksiyonları olanlar belirlenmelidir.

Aşılarda adjuvanlar nelerdir?

İmmünojenik özelliği artırmak ve uyarıcı özelliği uzata­bilmek için özellikle canlı mikroorganizmalar içerme­yen aşılarda alüminyum tuzları kullanılır.

Aşılar nasıl üretilir?

Aşılar virüslerin veya bakterilerin atenüe edilmesi (mikroorganizmanın hastalık yapma yeteneğinin=virülansının azaltılması, zayıflatılması) ya da inaktive edilmesi (canlılığının ortadan kaldırılması,etkin olmayan hale getirilmesi, öldürülmesi) yoluyla üretilir. Böylece hastalık yapan bakteri ve virüsler vücuda zarar vermeyecek şekle getirilirler. Buna karşın vücudun bağışıklık=savunma sistemini uyararak vücudu o mikroorganizmaya (mikroba) karşı dayanıklı, dirençli, savunmalı hale getirirler.

Mikroorganizmalar dört yolla aşı haline getirilir.

1- Virüsün çoğalma ve hastalık yapma yeteneğini zayıflatacak şekilde virüsün genleri değiştirilir. Mikroorganizmalar canlı ama atenüe hale gelmiş ve bu şekilde oluşturulmuş aşılardır.  Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği, oral (ağız yolu alınan) çocuk felçi, grip aşısı, Roto virüs (ishal aşısı) bu tür canlı atenüe aşılardır.

2- Virüsün genlerine zarar vererek çoğalma yeteneğinin ortadan kaldırılması ile elde edilirler. Mikroorganizmalar  inaktiv, ölü hale gelmiş ve bu şekilde oluşturulmuş aşılardır. Çocuk felci, Hepetit A aşısı ve grip aşısı bu tür inaktiv aşılardır.

3-Virüs veya bakterinin hücre kısımlarının sadece bir kısmı kullanılarak oluşturulurlar. Viral veye bakteriyel genleri aşıda olmadıklarından virüs ve bakteri çoğalamazlar.Hib,Meningokok, Pnömokok, hepatit B, asellüler boğmaca, Papilloma virüs aşısı bu tür aşılardır.

4- Bakterinin toksinini alıp saflaştırılıp, inaktiv (etkisiz) hale getirilir. Bu tür aşılarda bakteri veya bakterinin herhangi bir parçası yoktur. Sadece  bakterinin inaktiv hale getirilen toksini vardır.Difteri ve tetanoz aşısı bu tür inaktiv toksin aşılardır.

Aşı tipleri nelerdir?

1- İnaktiv aşılar: Hastalığa neden olan mikroorganizma kimyasal yolla veya ısı ile tamamen inaktiv edilmesi (canlılığının ortadan kaldırılması,etkin olmayan hale getirilmesi, öldürülmesi) yoluyla üretilir. Bu aşılar stabil ve güvenilirdir. Aşı hastalık yapan forma dönüşmez. Çocuk felci, Hepetit A aşısı ve grip aşısı bu tür inaktiv aşılardır.

2- Canlı atenüe aşılar: Bunlar mikroorganizmanın hastalık yapma yeteneğinin=virülansının azaltılması, zayıflatılması için özel laboratuvar koşullarında üretilirler. Canlı aşılardır. Bu tür aşılar çok hassas olduklarından saklama koşullarına çok dikkat edilmelidirler. Bu tür canlı aşılar bağışıklık sistemi zayıf olan, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanan ve kanser hastalarında kullanılmazlar. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği, oral (ağız yolu alınan) çocuk felçi, grip aşısı, Roto virüs (ishal aşısı) bu tür canlı atenüe aşılardır.

3- Toksoid aşılar:Bakterinin toksinini alıp saflaştırılıp, inaktiv (etkisiz) hale getirilerek oluşturulan aşılardır.Difteri ve tetanoz aşısı bu tür inaktiv toksin aşılardır.

Yeni ve ikinci jenerasyon aşılar: Bunlar yeni teknolojilerle geliştirilmiş, mühendislik aşılardır:

4- Konjuge aşılar: Bazı bakteriler özel bir kılıfa (kapsüle) sahiptirler. Bu özel kılıf nedeniyle vücut bağışıklık sistemi bakterinin antijenlerini algılayamaz ve bakteriyi tanıyamaz. Bu tür bakterinin vücut tarafından tanınması için bakterinin kılıfına, başka bir mikroorganizmanın protein veya toksini bağlanır ve bu şekilde aşı oluşturulur. Bu tür konjüge ( bağlanmış= iki şeyin bağlanması) aşılar da iki komponent vardır. Bir hastalık yapan bakterinin kılıfı, iki vücudun bağışıklık sistemini aktive edip, bakteri kılıfını tanınmasını sağlayan diğer bir mikroorganizma parçası. Hib, Pnömokok ve Menenjit aşıları konjüge aşılardır.

5-Subünit aşılar: Bu tür aşılar mikroorganizmanın tamamı ile değil bir kısmı ile oluşturulan aşılardır. Mikroorganizma mühendislik teknikleri kullanılarak parçaçıkları ayrıştırılır ve bu parçacıklar genetik mühendislik teknikleri ile laboratuvarda üretilir. Bu aşılar inaktiv aşılardır. Grip aiıları,asellüler boğmaca aşısı bu tür aşılardır. Ayrıca Hepatit B ve Papilloma virüs aşısı ise rekombinan DNA teknolojisiyle üretilen subünit aşılardır.

Aşılar nasıl saklanılmalıdır?

Aşıların saklanma koşulları vardır. Buna uyulmaması aşının aktivite ve etkinliğini tümüyle azaltabilir. Aşının kalitesi, yapılışından kullanımına kadar geçen sürede etkilenebilir. Tüm aşılar için bu dönemde soğuk zincir sağlanılmalıdır. Aşılar üretildikleri yerden özel araç-gereçlerle, soğuk koşullarına uygun olarak taşınmalı, eczane depoları ve eczanelerde gerekli soğuk koşullar sağlanarak saklanmalı, elektrik kesilmesi karşısında soğuk sağlama koşulları bozulmaksızın saklanma koşulları sağlanılmalı, uygulanıncaya kadar soğuk zincir sağlanarak uygulayıcılara getirilmelidir. Soğuk zincir sağlanamaz ise canlı atenüe aşılar ısıya çok duyarlı olduklarından aşı kaliteleri bozulabilir. Ayrıca aşılar dondurulmamalıdırlar. Çoğu aşı donmaya duyarlıdır. Bu nedenle oral çocuk felçi aşısı taşıma ve depolama sırasında 0-4 derecede ısıda bulundurulmalıdır. Diğer aşılar 2-8 derece ısıda bulundurulmalıdır. Aşılar sağlık kuruluşunda buzdolabında bir aydan fazla saklanmamalıdır. Aşı nakil kaplarında ancak bir gün saklanabilir. Açılmış ve bir kısmı kullanılmış canlı atenüe viral aşılar açıldıktan 4-8 saat içersinde kullanılmalıdır.Genelde canlı aşılar (OPV, kızamık, BCG, suçiçeği  gibi) ışığa duyarlıdır. DBT, DT, IPV, Hib, Hepatit A, Hepatit B, Influenza gibi aşılar dondurulmaya duyarlıdır. DBT gibi bazı aşılar antijen kümeleri oluşturur (granüler görünüm). Aşı şişesi güçlü çalkalanırsa etkinliği azalır. Aşı kutularının üzerinde üretim ve son kullanım tarihleri bulunmalıdır. Süresi geçen aşı kullanılmamalıdır.

Aşılar nasıl uygulanır?

Aşılar,  aşı tipine göre ağızdan(oral), kas içine (İM), deri altına (SC), deri içine (İD) uygulanırlar.

 

Ağızadan kullanılan aşılar oral çocuk felci ve roto virüs aşılarıdır. Oral çocuk felci doğrudan dile damlatılır. 10 dakika içersinde kusma ya da tükürme olur ise tekrar verilir. Aşıdan sonra anne sütü alabilir ve beslenebilir. Rota virüs aşısı enjektörle ağız içine yavaş ve kısım kısım verilip  bebeğin yutması sağlanır.

Kas içine (İM), deri altına (SC), deri içine (İD) aşı uygulamalarında her aşı için ayrı ve steril enjektör kullanılır. Aşı yapılacak yer %70'lik alkol yada başka bir dezenfektanla silinip, kurutulmalıdır.Alkolün uç­ması için bir süre beklenmelidir. Aksi takdirde yapılan canlı aşılar antiseptik madde nedeni ile etkisizleşebilirler. Aşı uygulamasından sonra çocukların alerjik reaksi­yon açısından 10-15 dakika gözlenmelerinde yarar var­dır. Aşı uygulanan birimde alerjik reaksiyon için gere­kecek tüm ilaçlar (adrenalin, kortikosteroid, antihistaminik preparatlar, damariçi uygulama için sıvılar) ve araçlar (ambu, havayolu, oksijen tüpü, serum seti) bu­lundurulmalıdır. Aşı yapılırken eldiven kullanılmasına gerek yoktur, ancak ellerin yıkanmasına özen gösteril­melidir.

Kas içine (İM) yapılan aşılar Difteri, tetenoz, boğmaca ve asellüler boğmaca, çocuk felçi, hepatit A, hepatit B, Hemophilus İnfluenzae tip b (Hib), grip, pnömokok, meningokok, papilloma virüs aşılarıdır.Kas içi aşı uygulamalarının, 2 yaşına kadar uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına)  yapılması yeğlenmelidir. Bu bölgeye yapılan aşılamalardan sonra lokal reaksiyonlar daha az görül­mektedir.Kas içine uygulamalarda iğne cilde 80-90 derece açı yapacak şekilde girilir.  Aşı vermeden önce enjektör çekilmeli, kan gelirse ayrı yer kullanılmalı,  aşı sonrası kısa süreli hafif bası uygulanmalıdır.İğne kas içine ulaşılabilecek uzunlukta olmalıdır.Aşıda kullanılan iğne uzunluğu; çoğu kez 22-25 gauge’lik (30 mm)  uç yeterlidir, süt çocuğunda 1.75-2 cm, çocuklarda 2-2.5 cm, adölesanlar da 2.5-3 cm. lik uç gerekir. Birden fazla aşı uygulanacak ise iki enjeksiyon (girişim) yeri arasında minimum 2.5 cm olmalı veya diğer bir bacak veya kola yapılmalıdır.

 

18 aydan- 2 yaştan sonra koldaki deltoid kası (omuz bölgesinin alt kısmı kası)  tercih edilir. Fazla yağ dokusu ve siyatik sinir nedeniyle gluteal bölge (popo bölgesi) uygun değildir.

Derialtına (SC) yapılan aşılar kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği ve bazı meningokok aşılarıdır. 3 yaşına kadar uyluğun yan kısmı, 3 yaşından sonra üst kolun dış kısmına uygulanır. Enjeksiyon için cilt iki parmak arasında sıkıştırılır, iğne 45 derece açı yapacak şekilde girilip yapılır.

Deri içine (İD) sadece BCG (verem) aşısı ve sol üst kola, omuza doğru yapılır. İğne deriye paralel  olacak şekilde girilir. Epidermise iğne yapılır ve aşı verilen yerde ufak bir papül (şişlik) oluşur.10 mm 26G iğne kullanılır.

Aşı yapılmasına engel durumlar var mıdır?

Çok nadir durumlar aşı yapılmasına engeldir. Bir aşı uygulamasından sonra o kişide anafilaksi (tansiyon düşüklüğü ile birlikte koma, şok hali) tarzında allerjik reaksiyon olmuş ise o aşı bir daha yapılmamalıdır. Kanser hastalarında, immun (bağışıklık sistemi) yetmezliği olanlarda, bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaç alanlarda canlı atenüe  aşılar uygulanmaz.

7 yaşından sonra boğmaca ve çocuk tipi difteri aşısı yapılmamalıdır.

Düşük ateşli hafif hastalıklar; üst solunum yolu enfeksiyonu, hafif ishal, otit (orta kulak enfeksiyonu), kötü beslenme, gelişme geriliği, kilo düşüklüğü, hastalığın iyileşme döneminde olması, halen antibiyotik almak,  DBT’ ye bağlı lokal reaksiyonlar( 40.5 C den az ateşin olması), prematürelik, anne veya diğer aile bireylerinin gebe olması (KKK veya suçiçeği ), enfeksiyon hastalığı olanlarla yakın temas allerji öyküsü veya ailede allerjik öykü olması,   ailede konvülsiyon (havale) öyküsü (DBT için), ilaçlara anaflaksi dışı reaksiyonların olması (penisilin, neomisin gibi) durumları aşı olmaya engel değildir.

Aşıların yan etkileri var mıdır?

Aşınınnispeten önemsiz sayılabilecek ve sık görülen görülebilen yan etkileri olabilir. Aşılara bağlı hafif yan etkiler aşı yapılan yerde lokal reaksiyonlar (ağrı, şişlik, kızarıklık),ateş, huzursuzluk, kırgınlıktır.  Beşli aşıda (DaBT-IPA-Hib=Difteri, asellüler boğmaca, tetanoz-inaktiv polio aşısı- Hemophilus İnfluenzae tip b) %20-40ağrı, şişlik, kızarıklık; %20-40 huzursuzluk, kırgınlık; %3-5 ateş; Kızamık-Kızamıkcık-Kabakulak (KKK) aşısında  %10ağrı, şişlik, kızarıklık; %5 huzursuzluk, kırgınlık, döküntü; %5-15 ateş;  Konjuge Pnömokok aşısında (KPA)%10-20ağrı, şişlik, kızarıklık; %10-20 huzursuzluk, kırgınlık; %10-20 ateş; hepatit B aşısında %5 ağrı, şişlik, kızarıklık; %1-6 huzursuzluk, kırgınlık görülebilir.

Aşıların nadiren de ciddi yan etkileri olabilir.En ciddi yan etki anafilaksidir (tansiyon düşüklüğü ile birlikte koma, şok halidir).  Beşli aşıda (DaBT-IPA-Hib=Difteri, asellüler boğmaca, tetanoz-inaktiv polio aşısı- Hemophilus İnfluenzae tip b) bir milyon dozda 3 satten fazla süren çığlık şeklinde ağlama 0-4880, havale 0-290, anafilaksi 0-1 olguda; ağızdan çocuk felci aşısında bir milyon dozda aşıya bağlı felç 0,1-0.7; hepatit B aşısında bir milyon dozda anafilaksi 1-2;Kızamık-Kızamıkcık-Kabakulak (KKK) aşısında bir milyon dozda anafilaksi 0-1, beyin iltahabı 0-1, menenjit 1-100; BCG (Verem) aşısına bağlı  bir milyon dozda lenf bezesi iltahabı 100-1000, kemik veremi 1-700, yaygın verem 2  oranında ciddi yan etkiler görülebilir.

Ülkemizde aşı takvimi nasıldır?

Ülkelerin güncel aşı programları ile aşı ile korunabilir hastalıkları kontrol altına almak ve tamamen ortadan kaldırmak amacı ile duyarlı yaş gruplarına enfeksiyona yakalanmadan önce ulaşıp, bağışıklanmalarının sağlanması ve aşı ile korunabilir hastalıkların ve bu hastalıklardan kaynaklanan sakatlık ve ölümlerin engellenmesi amacı  ile aşı takvimleri geliştirilmiştir. Her ülkenin kendine özgü ulusal aşı takvimi vardır. Zaman içersinde bu aşı takvimleri gözden geçirilir.

Ülkemizde de kendimize özgü bir, uygun bir aşı takvimi vardır. Ülkemizde temel aşı takvimine (programında) yer alan aşılar ücretsiz olarak yapılmaktadır. Aşılar ülkemizde eskiden Sağlık Ocaklarında yapılmaktaydı. Sonradan ülkemizde ki Sağlık organizasyonu değiştiğinden, şimdi aşılar Aile Hekimlerince yapılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Ulusal Bağışıklama Takvimi (Çizelgesi) Aşıları:

Doğumda    : HBV

1. ay              : HBV

2. ay              : DaBT-IPV-Hib, KPA, BCG

4. ay              : DaBT-IPV-Hib, KPA

6. ay              : DaBT-IPV-Hib, KPA, HBV, OPA

12.ay             : KPA, KKK, Su Çiçeği

18.ay             : DaBT-IPV-Hib, OPA, Hepatit A

24. ay            : Hepatit A

ilk öğrenim 1. sınıf (4-6 yaş)    : DaBT-IPV, KKK 

ilk öğrenim 8. sınıf (10-12 yaş): Td

Kısaltmalar:HBV: B hepatiti aşısı; BCG: verem aşısı; DaBT-İPA-Hib: difteri,aselüler boğmaca, tetanoz, inaktif polio virüs, Haemophilus influenzae tip b aşılarını içeren beşli karma aşı; OPA: oral polio virüs aşısı; KPA: konjuge pnömokok aşısı; KKK: kızamık-kızamıkçık-kabakulak karma aşısı;DaBT-IPV:difteri,aselüler boğmaca, tetanoz, inaktif polio virüs aşılarını içeren dörtlü aşı; dT: ergen/erişkin tip difteri, tetanoz aşısı; Belirtilen aylar (1, 2, 4, 6, 12, 18 ve 24. aylar) o ayın bitimini belirtmektedir.

Aşılama konusunda genel yaklaşım nedir?

Aşıda kaçırılmış fırsata neden olmamak için, herhangi bir nedenle hekime getirilen çocukların aşı kartı görülmelidir. Aşı kartı olmayanlara çocuğun aşı kartı düzenlenmelidir. Aşılar konusunda aileye anlaşılır bir dille aşı danışmanlığı verilmeli, eksik aşıları en kısa sürede tamamlayacak bir uygulama başlatılmalıdır. Her aşı uygulaması aşı kartına yazılmalı, aileye aşı ve aşının istenmeyen etkilerine ilişkin bilgi verilmelidir. Aşılamada doğruluğu olmayan uygulama engellerinden kaçınılmalıdır.

Tüm çocuklara ülkemizde ki aşı takvimindeki tüm aşılar uygulanmalıdır. Aşı takviminde aşı aralarındaki süreler ay olarak verilir. Aşı aralıkları, bir ayda 4 hafta olduğu kabul edilerek ve belirtilen süreler haftaya çevrilerek de hesaplanabilir.

Aşı uygulaması yapılırken de aşıların ısı ve güneş ışığından korunması gerekir.Aşı kullanılmadan önce etiket ve kutusuna bakılarak doğru aşı olduğu, son kullanma tarihi ve  verilecek doz miktarı kontrol edilmelidir. Kullanılan enjektörler tek kullanımlık plastik disposible (tek kullanımlık) olmalıdır. Enjektörler kullanıldıktan sonra mutlaka imha edilmelidir. Gluteal bölge (popo bölgesi)  çocuklarda rutin aşılamalar için kullanılmamaktadır.

İki farklı ayrı ölü (inaktif) aşının uygulanmasında arada mutlak bir zaman aralığı yoktur; uygulama aynı gün ya da herhangi bir zaman aralığıyla yapılabilir. İnaktif ve canlı aşılar açısından da aynı durum söz konusudur. İki canlı aşı aynı zamanda yapılabilir, ancak aynı zamanda yapılmadığında (KKK ve SA için) arada en az bir ay (28 gün) olması gerekir.Hiçbir aşının diğer aşılarla birlikte eş zamanlı olarak uygulanamayacağına dair bir kanıt, bulgu yoktur. Tüm aşılar için önerilen en küçük bir uygulama yaşı vardır. Aynı aşının farklı dozları arasında bırakılması gereken en kısa bir süre vardır. Aşılar hiçbir şekilde yarım veya bölünmüş dozlarda uygulanmamalıdır (sadece grip aşısı bu kuralın dışındadır). Birden fazla doz şeklinde uygulanan aşılarda, normal önerilen zaman aralığından daha uzun süre geçmiş ise aşılama serisine yeniden başlamak gerekli değildir. Yapılmayan aşı tekrar yapılıp kalındığı yerden devam edilir. Fraklı üreticiler tarafından üretilen aşılar genellikle birbirinin yerine kullanılabilir. Bir hastalığı geçirmiş ya da o hastalığa karşı aşılanmış bir kişinin aşılanmasında sakınca yoktur.

Sağlık Bakanlığı, gerek görüldüğünde ek kitlesel aşı uygulamaları (aşı kampanyası) düzenlemektedir. Aşılarının tam olduğu yazılı bir belgeyle kanıtlı olan çocuklara bu ek kitlesel uygulama aşıları yapılmayabilir. Öte yandan, bütün aşıları tam olan bir çocukta söz konusu aşıların yeniden yapılmasında sakınca yoktur. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın, ulusal yarar çerçevesinde ülke genelinde yapılmasını gerekli gördüğü ek kitlesel aşı uygulamalarının desteklenmesi gereklidir.

BCG (Verem) Aşısı

Verem (tüberküloz)bakteriyel ve bulaşıcı bir hastalıktır.Halk arasında ince hastalık olarak da bilinir. Tüberküloz birden fazla organda görülebilen bir enfeksiyon olmasına karşın, daha çok akciğerler ve akciğerlere ait mediastinal (göğsün orta kısmı) lenf bezlerinde gözlenir. Ayrıca verem kemik ve eklemler, böbrek ve üreme sistemi, beyin zarı, göğüs ve karın boşluğunu çevreleyen zarlar, cilt ve lenf bezlerine de  yerleşibilir. Erken, uygun ve yeterli süre tedavi edilirse hastalar yüzde yüz iyileşir. Tedavisiz bırakılırsa ya da kötü tedavi edilirse öldürücü olabilir.

Verem(BCG) aşısı, özellikle küçük çocuk­larda tüberküloz (verem) hastalığının yaygın ve ölüme yol açabilen klinik formalarının önlenmesi amacıyla kullanılır. BCG aşısının miliyer (yaygın akçiğer)ve meningeal (beyin zarı) tübeküloza karşı ko­ruyuculuğunun %80 olduğunu ortaya koymuştur. Ak­ciğer tüberkülozuna karşı koruyuculuğun %50 oranın­da olduğu bildirilmektedir. Aşıdan sonra gelişen bağı­şıklığın süresi kesin olarak bilinmemekte, ancak 10 yıl­dan sonra koruyuculuğun azaldığı kabul edilmektedir. Verem(BCG) aşısı genellikle 2. ayda olmak üzere, 0-3 ay arasında yapılabilir.

Aşı zayıflatılmış Mycobacterium bovis susundan hazırla­nmıştır. Kuru (liyofilize) bir aşıdır. Sulandırılan aşı karıştır­mak amacı ile çalkalanmamalı ve en geç 6-8 saat içinde tü­ketilmelidir. Sulandırılmış aşı 5 dakika güneş görürse bütün etkinliği kaybolur.

Uygulamada deneyimli bir sağlık çalışanı tarafındanrutin nedbe (iz, aşı izi) kontrolünün kolaylığı açısındansol omuza, deri içine, ilk bir yaşta 0,05 mL (0,5 dizyem), 1 yaştan sonra 0,1 mL (1 dizyem) olarak uygulanır. İlkookula başlayan çocuklara BCG aşısı tekrarlanmalıdır. Aşı yapılan yer herhangi bir antiseptikle silinmemelidir. Aşıdan sonra aşı yerinde 5-6 mm 'lik papül (şişlik) oluşur ve bu şişlik 20-30 dakika içersinde kaybolur.Sonra 2-4 hafta aşı yerinde bir şey görülmez.

BCG aşısının normal yapılan yerdeki lokal reaksiyonu:Aşılamadan en erken 2-6 hafta sonra aşı uygulanan yerde yaklaşık 10 mm çapında kırmızı bir papül (şişlik) oluşur. Aşı ile edinilen bağışıklık da bu sürede gelişmeye başlar. Bunu izleye­rek 2-3 hafta içinde apse ve ülser gelişebilir.

İlk 3 ayda PPD deri testi yapılmadan, daha sonra PPD deri testi yapılarak ve test negatif bulunursa yapılır.PPD testi(Pürified Protein Derivative, saflaştırılmış protein türevi)verem hastalık hakkında dolaylı bilgi verir, kişinin tüberküloz basili ( verem mikrobu) ile karşılaşıp, karşılaşmadığını gösterir.PPD çözeltisinin bulunmadığı durumlarda, üçüncü aydan sonra, çocukların verem aşısız kalmaması için, BCG aşısı PPD deri test olmadan yapılabilir. PPD uygulan­madan BCG aşısı yapılması PPD pozitif olanda gereksiz bir uygulamadır, ancak çocuğa zarar vermez.

Hepatit B Aşısı:

Hepatit B virüsü, halk arasında sarılık olarak bilinen Hepatite yani "karaciğer iltihaplanması"na neden olan bir virüstür. Hepatit B virüsü  kişiye kan yolu ve cinsel yol ile bulaşır. Virüs  vücuda girişinden sonra karaciğere, hücreler içine yerleşir. İltihaplanma ve buna bağlı bulgular oluşturur ve kronikleşme yapar. Bir kısım hastada da ya da sessizce vücutta kalır (taşıyıcı olur) veya vücut savunması tarafından tamamen ortadan kaldırılabilir. Hepatit B virüsü ile ortaya çıkan karaciğer hücre iltihabı ve hasarı hepatit B hastalığı olarak tanımlanır. Ülkemizde taşıyıcılık oranı %3 ile %7 arasındadır.

Hepatit B akut (belirtilerin ani başladığı ve nispeten kısa sürede sona erdiği) veya kronik olabilir. Hastalığın kronik olması daha çok hastanın yaşıyla ilişkilidir. Kronikleşme oranı yaş arttıkça düşer, bebeklerde kronikleşme oranı yaklaşık %90 iken çocuklarda %25-50, erişkinlerde ise yaklaşık %5 dolaylarındadır. Akut Hepatit B enfeksiyonu altı aydan daha uzun sürede iyileşmezse enfeksiyon kronikleşmiştir ve ömür boyu sürecektir. Hepatit B den ve ağır neticelerinden korunmanın en iyi yolu ise virüse karşı aşılanmaktır.

Türkiye hepatit B taşıyıcılığı açısından orta derecede endemik bir ülkedir. Böyle ülkelerde hepatit B aşısının ru­tin aşılama takvimine alınması önerilmektedir. Hepa­tit B aşısı doğumda, 1 ve  6cı aylarda uygulanmaktadır.İlk aşı bebeğin doğduğu gün ya da doğum sonrasındaki birkaç gün içinde yapılmalıdır. İkinci B hepatiti aşısı birinciden en az bir ay, üçüncü BHA aşısı ilkinden en az 4 ay, ikincisinden en az 2 ay sonra yapılmalıdır. Üçüncü (son) B hepatiti aşısı aşısı,altıncı ay bitmeden yapılmamalıdır. Üçüncü BHA 6-9. ay arasında yapılabilir.Üç doz aşıdan sonra %90-95 oranında bağışıklık geliştiği bildirilmektedir. Bağışıklı­ğın yaşam boyu devam ettiği belirtilmektedir.

Hepatit B aşı­sı kas içi (İM), uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına)   uygulanır. Ülkemizde rekombinant DNA tek­nolojisi ile üretilen çok sayıda inaktif hepatit B aşısı bu­lunmaktadır. Plazma kökenli aşılar artık kullanılma­maktadır. B hepatiti aşısı çocuklarda (<10 yaşta) çocuk dozu olarak (0,5 mL, üreticiye göre 5 ya da 10 μg/0,5 mL)) uygulanır. Türkiye’deki B hepatiti aşıları birbiriyle değişimli olarak uygulanabilir, uygulanmakta olan aşı dizisi, farklı üreticilerin aşılarıyla tamamlanabilir.

Önceden B hepatiti aşısı yapılmadığı bilinen bir çocukta, B hepatiti aşılamasına başlanmadan önce serolojik inceleme yapılmasına gerek yoktur.

HBsAg-pozitif (Hepatit B mikrobunu taşıyan) anneden doğan yenidoğanlarda, doğumu izleyen 12 saat içinde B hepatiti aşısı ve 0,5 ml B hepatiti immün-globülini (BHİG) yapılmalıdır. Bu bebeklerde ikinci aşının 1. ay, üçüncü aşının 6. ayda yapılması sağlanmalı, son aşıdan 1-3 ay sonra bebekte serolojik(kan testiyle) değerlendirme yapılmalıdır.

DaBT-İPA-Hib: difteri,aselüler boğmaca, tetanoz, inaktif polio virüs, Haemophilus influenzae tip b aşısı ( beşli karma aşı):

DaBT-İPA-Hib (beşli karma aşı)  2 ay arayla (2, 4 ve 6. aylarda) 3 kez yapılır. Sonra 18-24. ayda 4. kez  (1. pekiştirme) olarak toplam 4 kez uygulanır. Bu aşı 2, 3 ve 4. aylarda  olacak şekilde de uygulanabilir.. Dördüncü DaBT-İPA-Hib aşısı (1. pekiştirme) olarak, 3. aşıdan en az 6 ay sonra olmak koşuluyla, 12. ayda da yapılabilir. DaBT-İPA-Hib (beşli karma aşı) kas içine(İM) uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına) yapılır.

6 yaşında aşı DaBT-İPA (dörtlü aşı) şeklinde tekrarlanır.

10-12 yaşta ise tetanoz- erişkin tip difteri şeklinde= Td aşısı yapılır ve bundan sonra 10 yılda bir dT aşısı (pekiştirme olarak) tekrarlanmalıdır. 

Difteri aşısı:

Difteri, halk arasında kuşpalazı olarak da bilinen, bakterinin boğaz, burun, göz ve derideki  yaralarda yerleşmesiyle ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık. Hastalığın gerçek belirtileri bakteri toksinini vücuda salgıladığı zaman ortaya çıkar. Difteri ciddi bir hastalıktır. Difteri toksini kalbi ve sinirleri etkiler. Özellikle önemli solunum kasımız diaframda  geçici felç yapar.  Hastalığa yakalanan kişilerin %5-20'u hayatını kaybeder. Çocukların difteriye karşı aşılanması gerekmektedir. Ayrıca difteriyi geçiren çocuklarda, hastalıkları düzelir düzelmez difteriye karşı  aşılanmalıdır.

Difteri aşısı ölü (inaktif) toksoid (toksin ihtiva eden) bir aşıdır. Difteri toksini içerir. Difteri Aşı (D) kas içine (İM) uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına)   yapılır. Üç doz aşı­dan sonra serokonversiyon oranının %90'm üzerinde olduğu bildirilmiştir. Bağışıklığın yaşam boyu devam etmesi için difteri aşısının tetanos aşısı ile birlikte 10 yıl­lık aralarla tekrar edilmesi önerilmektedir. Yedi yaşından büyüklerde erişkin tip difteri aşısı (d) yapılır. Çocuk tip difteri aşısı  büyük "D" harfiyle, erişkin tip difteri aşısı küçük "d" harfiyle gösterilir. Çocuk tip difteri aşısı, erişkin tip difteri aşısından 3-5 kat daha fazla difteri toksini içermektedir.

Boğmaca aşısı:

Boğmaca hava yolu ile bulaşan, çok bulaşıcı, bakteriyel bir hastalıktır. Akut solunum yolu enfeksiyonu yapar.Üst üste gelen inatçı ve spazmodik öksürük nöbetleri ile karakterizedir.  Bu inatçı öksürük krizlerinde apneler (solunum durması) görülür. Bu nedenle çoğu çocuğun hastaneye yatırılması gerekir. Ayrıca hastalık önemli bir oranda akciğer enfeksiyonuna ve havalelere (konvülzyona) neden olur.  Hastalarda %1 oranında beyin iltahabı  ve ölüm görülebilir.

Eski yıllarda boğmacaya karşı aşılanma hem hastalığı önlemek, hem de tedavi amacıyla kullanılmıştır. İlk boğmaca aşısı olarak tam hücreli boğmaca aşısı kullanılırmıştır. Aşı üretilirken boğmaca etkeni olan bakteri (Bordatella pertussis) öldürülüp ısı ve/veya kimyasal madeler ile detoksifiye edilirdi. Sonra da difteri ve tetanoz toksini ile kombine edilip, bir aluminyum adjuvanına absorbe edilip, kulanıma sunulurdu. Tam hücreli boğmaca aşısı endotoksin gibi çok sayıda toksik madde içerdiğinden,  bu aşıya bağlı çok fazla yan etki görülürdü. Aşı yapılan yerde %30-45 oranında şişlik, kızarıklık, ağrı, %40 civarında ateş, huzursuzluk, %3 oranında sürekli ağlama, bazı çocuklarda da (100 000 dozda 6 oranda) havale (konvülzyon) görülürdü. Bu nedenlerden dolayı  tam hücreli boğmaca aşısı artık kullanılmamaktadır. Bunun yerine tam hücreyi içermeyen, bakterinin seçilmiş immunolojik proteinleri içeren  asellüler ( tam hücre ihtiva etmeyen) boğmaca aşısı üretilmiştir.

Tam hücreli boğmaca aşısı  büyük "B" harfiyle, asellüler ( tam hücre ihtiva etmeyen) boğmaca aşısı küçük "a", büyük "B" harfi birlikte,  "aB"  olarak gösterilir. Asellüler boğmaca aşısı   difteri ve tetanos aşı­ları ile birlikte DaBT (karma aşı) olarak veya beşli karma aşı olarak DaBT-İPA-Hibkas içine  uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına)   uygulanır. Asellüler boğmaca aşısı   difteri ve tetanos aşı­ları ile birlikte DaBT (karma) aşısına bağlı 3 saatten fazla süren ağlama 1000 çocukta 1 oranında, aşırı yüksek ateş 16 000 çocukta 1 oranında olmak üzere ciddi yan etkiler görülebilmektedir.

Altı yaşından bü­yüklerde tam hücreli boğmaca aşısı olsun, ya da asellüler boğmaca aşısı olsun   aşı reaksiyonları daha sık gözlenebileceği için ve de bu yaşlarda hastalıkda daha hafif seyrettiğinden boğma­ca aşısı bu yaştan sonra yapılmamaktadır.Bu nedenle DaBT-İPA-Hibaşısı için üst yaş sınırı 72 aydır (6 yaştır).

Boğmaca aşısının istenmeyen yan etkilerini azaltmak için, beşli karma aşı öncesi ya da sonrasında başlanarak, ağızdan, 6 saat arayla, toplam 8 kez parasetamol (10 mg/kg/doz) verilebilir. Genelde eğer ilk dozda yan etki görülmüş ise diğer doz uygulamalarında bu tedavi verilmelidir.

Tetanoz aşısı:

Tetanoz Clostridium tetani denilen bakterin yaptığı  vücuttaki çizgili kaslarda uzun süreli sertleşme ve kasılmayla belirginleşen toksik ve ölümcül bir enfeksiyon hastalığıdır. Tetanoz basili doğada son derece yay­gındır. Toprakta, suda ve hatta havada bol miktarda bulunur. Başta otçul hay­vanlar, özellikle de atlar olmak üzere hayvanların sindirim sisteminde yaşar ve dışkıyla atılır. Bu nedenle kırsal ke­sim yollarındaki tozlar ve hayvan dışkı­sının gübre olarak kullanıldığı tarla ve bahçe toprağı başlıca bulaşma yollarını oluşturur. Basil derideki yara veya çizikten vücuda girer. Giriş yerinde üreyen bakteri basilin çıkardığı toksinlerin organizmanın her yanına dağılması sonucunda 8-16 gün süren kuluçka döneminin ardından, önce çene kaslarında görülen ağrılı kas kasılmaları (çene kilitlenmesi) bütün vücuda yayılır. Tedavi edilmezse çok ağrılı kasılma nöbetleriyle sürer ve ölümle sonuçlanır. Tetanoz geçirmek ömür boyu bağışıklık sağlamaz. Tetanoz  geçiren kişiler iyileşir iyileşmez aşılama serisine başlamalıdır.

Tetanoz aşısı ölü (inaktif) toksoid (toksin ihtiva eden) bir aşıdır. Tek başına ya da yaş grubuna göre difteri ve boğmaca aşıla­rı ile birlikte yapılır. Kas içine uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına)   uygulanır. Birincil aşılamadan (en az bir ay ara ile üç kez aşı ve 1 yıl  sonra pekiştirici aşı) sonra bağışıklığın yaşam boyu devamı için on yılda bir aşılamanın tekrarı önerilir.

Yenidoğan tetanozunun önlenmesi için birincil aşılaması eksik olan gebelere son doz do­ğumdan en az 2 hafta önce olmak üzere bir ay ara ile iki doz tetanoz aşısı yapılması önerilir.

Polio (Çocuk felci) aşısı:

Çocuk felci (poliomiyelit), çocuk felci virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık en sık 5 yaşından küçük çocuklarda görülür, ancak daha büyük çocuklar da hastalığa yakalanabilir. Virüs, özellikle hijyen koşullarının kötü olduğu bölgelerde bir çocuktan diğer çocuğa, dışkı ile kirlenmiş besin ve sular ile bulaşır. Üç farklı tipi olan çocuk felci virüsü, ağız yoluyla vücuda girer, boğazda ve bağırsaklarda çoğalarak, vücudun diğer bölgelerine yayılır. Çocuk felci virüsü ile enfekte çocukların % 95’inden fazlasında belirti görülmez. Belirtili vakalarda üst solunum yolu enfeksiyonu, mide-bağırsak sistemi bozukluğu ve grip benzeri bulgular ortaya çıkar. Başlangıç belirtileri ateş, baş ağrısı, halsizlik, kusma, boyunda sertlik, kol ve bacaklarda ağrıdır. % 1’inden azında, hastalık etkeni olan virüs omuriliğe geçerek, orada kasların hareketlerini sağlayan sinir hücrelerini tahrip eder. Bu tahribat kalıcı olup, sinir hücrelerinin yerini yeni hücreler alamadığı için, etkilenen kaslar artık çalışamazlar ve hastalık hayat boyu sürecek felçlere neden olur.  Genellikle bacaklarda, felç ortaya çıkar. Ancak felçlerin ortaya çıktığı çocuklarda bu felçler tedavi ile düzelmez ve hayat boyu devam eder. Felçli vakaların %5-10’unda solunum kaslarında felç gelişerek ölüme yol açabilir.

Çocuk felci hastalığı, dünyadaki aşılama takvimleri ve uygulamaları nedeniyle, dünyanın çoğu ülkesinde görülmemektedir. Aşılama ile nasıl Çiçek hastalığı dünyada ortadan kaldırılmış ise, çocuk felci hastalığının da aşılamalar nedeniyle dünyadan ortadan kalkacağı düşünülmektedir.

Çocuk felci=Polio aşısı, inaktif polyovirüs aşısı (İPA) ya da oral polio canlı virüs aşısı (OPA) olarak yapılabilir. Her iki aşıda çocuk felci virüsünün 3 tipini de içermektedir. Aşının %100 yakın koruyuculuğu vardır.  Canlı polio virüs aşısı (OPA) ağızdan (PO) damla şeklinde, inaktif polio virüs aşısı (İPA)kas içine  uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına)   uygulanır.Oral polio canlı virüs (OPA) aşısının, inaktif polio virüs(İPA)   aşısından farkı sindirim sisteminde salgısal IgA antikorlarına da neden olduğundan sindirim sisteminde mukozal (sindirim sistemini döşeyen zarsal) bağışıklığa da neden olur.  İki doz oral polio canlı virüs (OPA) bu durumu sağlar. Bunun tanında  oral polio canlı virüs (OPA) aşısı, aşıya bağlı  çok nadiren de olsa çocuk felci hastalığı oluşturma riski taşır. Oral polio canlı virüs (OPA) aşısının ilk dozundan sonra 750.000 dozda, ikinci dozdan sonra 1,5 milyon dozda, aşı olanlar ile temasta olanlarda 2.2 milyon dozda bir oranında, çocuk felci hastalığı oluşturma riski vardır. Buna karşın inaktif polio virüs aşısı (İPA) çocuk felci hastalığı oluşturma riski yoktur.  

Çocuk felci aşısı ülkemizde aşılama takviminde ilk 2 doz beşli karma içinde (DaBT-İPA-Hib) inaktif polio virüs aşısı (İPA) olarak,  sonra 6cı ayda  beşli karma aşı içinde İPA (DaBT-İPA-Hib) ve OPA olarak da ağızdan, 2 doz eş zamanlı çocuk felci aşısı uygulanır.

DaBT-İPA-Hib (beşli karma aşı)  18. ayda 4. kez  (1. pekiştirme) olarak yapılırken, ağızdan oral polio canlı virüs aşısı (OPA) olarak 2 doz eş zamanlı çocuk felci aşısı tekrar uygulanır.

6cı yaşta DaBT-İPA (dörtlü aşı) şeklinde, inaktif polio virüs aşısı (İPA) olarak son kez yapılır. 6 yaştan sonra çocuk felci aşısı yapılmaz.

Oral polio canlı virüs (OPA) aşısı, canlı virüs aşısı olmasından ötürü, bağışıklık sistemi sorunlu (yetmezlikli ya da baskılanmış, kanser tedavisi gören) ve ailesinde bağışıklık sistemi sorunlu birey bulunan çocuklarda uygulanmamalı, OPA uygulaması öncesinde bu durum kısaca sorgulanmalıdır. Böylesi durumlarda bütün çocuk felci aşıları, beşli (DaBT-İPA-Hib) ya da dörtlü (DaBT-İPA) karma aşı yoluyla İPA olarak verilmelidir.

Haemophilus İnfluenza Tip b (Hib) Aşısı:

H. influenzae tip b (Hib) bakterisi, ilk 5 yaşta çocuklarda menenjit (beyin zarı enfeksiyonu), septisemi (kanda yaygın mikrop bulunması ve yaygın enfeksiyon), pnömoni (zatüre=yaygın akciğer enfeksiyonu), epiglotit (çocuğun boğazında solunumu tıkayan enfeksiton) ve artirit (eklem enfeksiyonu) gibi ağır enfeksiyon durumlarına yol açtığı için, Haemophilus İnfluenza Tip b (Hib) aşısı5 yaş altındaki çocuklara yapılmaktadır.  Çocuklarda 5 yaş altı menenjitlerin (beyin zarı iltihabı) %50-65'inin nedeni H. influenzae tip b (Hib) bakterisidir.  Beş yaşından sonra,Haemophilus İnfluenza Tip b (Hib) bakterisi enfeksiyonlara etken olmadığından, 5 yaş üstündekisağlıklı çocuklara Hib aşısı uygulanmasına gerek yoktur.

Haemophilus İnfluenza Tip b (Hib) aşısıinaktiv (ölü) bir aşıdır.Haemophilus İnfluenza Tip b bakterisinin polisakkarid kapsülünün (kılıfının) bir proteine kimyasal olarak bağlanması ile oluşturulur. Hib aşısı, DaBT-İPA-Hibbeşli karma aşısı içinde, 2 ay arayla (2, 4 ve 6. aylarda) 3 kez temel aşı dizisi, 18. ayda 4. aşı (pekiştirme) olarak toplam 4 kez,kas içine  uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına)   uygulanır. Üç doz aşıdan sonra %95'e yakın oranda bağışıklık ge­lişmektedir. Bağışıklık gelişmesi için aşıdan sonra en er­ken iki hafta geçmesi gerekir.

Konjuge pnömokok aşısı(KPA):

Pnömokokal hastalıklara Streptecoccus pneumoniae adı verilen bir bakteri neden olur. Bu bakterinin 80'den fazla tipi vardır. Bu bakteriler üç çeşit ciddi enfeksiyon hastalığına neden olurlar. Pnömoni (zatüre=yaygın akciğer enfeksiyonu), septisemi (kanda yaygın mikrop bulunması ve yaygın enfeksiyon) ve menenjit (beyin zarı enfeksiyonu)'dir. Bütün bu hastalıklar aynı bakteriler (pnömokoklar) tarafından oluşturulur. Pnömokoklar çocuklarda ölüme neden olabilen bakterilerdir. Bu bakterilerin oluşturduğu, bu ciddi hastalıklardan korunabilmek için pnömokok aşıları geliştirilmiştir.

İki çeşit pnömokokal aşı vardır. Birisi Konjuge Pnömokok Aşısı (KPA), diğeri Polisakkarit Pnömokok Aşısı (PPA)'dır. Bunlar inaktiv (ölü) aşılardır.

İlk geliştirilen pnömokokal aşı (1977'de) Polisakkarit Pnömokok Aşısı (PPA)'dır. Bu aşı Streptecoccus pneumoniae  bakterisinin en sık enfeksiyonlara neden olan  23 tipinin saflaştırılmış bakteri proteinlerini (bakterilerin yüzey kapsülündeki uzun zincirli polisakkarit moleküllerini) içermektedir. Bu aşı PPV23 olarak da adlandırılmaktadır. Bu aşı 2 yaş üzerinde ve pnömokokal hastalıklar için risk altında olan kişilere yapılmaktadır. Aşı deri altı (SK) veya kas içi (İM) yolla uygulanır. Uygulama yeri olarak iki yaş üzerindeki çocuk ve yetişkinlerde deltoid (omuz kası) bölge seçilmelidir. Tek doz aşı (0.5 ml) uygulaması yeterli korunma sağlar. Her 5 yılda bir doz rapel (pekiştirme) uygulaması önerilir. 5 yıldan önce rapel uygulaması önerilmez. Polisakkarit Pnömokok Aşısı (PPA) tek doz yapılsa daStreptecoccus pneumoniae  bakterisinin en sık enfeksiyonlara neden olan  23 tipine karşı bağışıklık sağlar.Bu aşı 2 yaştan büyük kişilerde, S. pneumonia ile meydana gelen özellikle solunum yolu enfeksiyonları, menenjitler ve bakteriemik ataklara karşı aktif bağışıklama sağlamak amacıyla kullanılır. Hodgkin ve Hodgkin dışı Lenfoma, diğer hemotolojik, diğer maliniteler, AIDS, nefrotik sendrom, organ transplantasyonu yapılan kişiler, kemoterapi, radyoterapi uygulaması gibi immunsupresif tedavi uygulananlar, kronik böbrek yetmezliği olan olgular, Sistemik Lupus Eritomatosus, aspleni, primer veya sekonder metastatik maliginitesi, olan olgular, kronik karaciğer hastalıkları olanlar romatoid artrit, alkolizm, demans, konjestif kalp yetmezliği olan olgular ile dibetikler S. pneumonia ile meydana gelen enfeksiyon hastalıkları açısından risklidirler.  2 yaştan büyük ve pnömokokal hastalğa yakalanma riski olan, bu hastalıkları taşıyan çocuklarda Polisakkarit Pnömokok Aşısı yapılmalıdır.

Konjuge Pnömokok Aşısı (KPA) 2000 yılından sonra geliştirilip, üretilmiştir. Bu aşı PCV olarak da adlandırılır. Bu aşı Streptecoccus pneumoniae  bakterisinin en sık enfeksiyonlara neden olan  7 tipinin saflaştırılmış kapsüler polisakkaritin zararsız bir difteri toksinine bağlanması (konjuke edilmesi) ile elde edilmiştir. Bu aşı PCV7 olarak da adlandırılır. Zamanla bu aşının 10 ve en son olarak da 13 tip bakterin saflaştırılmış kapsüler polisakkaritin zararsız bir difteri toksinine bağlanması (konjuke edilmesi) ile elde edilen formları vardır. 13 tip bakterili aşı PCV13 olarak da adalndırılır. Bu pnömokok aşısı  Konjuge pnömokok aşısıs olarak ifade edilmesinin nedeni bakteri posisakkarit yapılarının difteri toksinine bağlanması yani konjuge edilmesi nedeniyledir. Aşının bu özelliği nedeniyle bu aşı bebeklere 2 yaşın altında kullanılma özelliğine sahip olur. Diğer aşı Polisakkarit Pnömokok Aşısı 2 yaş altında çocuklara yapılmaz ve yapılsa da koruyuculuk sağlamaz. Konjuge Pnömokok Aşısı 2 aylıktan itibaren yapılır ve aşı içindeki tiplere %70-97 koruyuculuk sağlar. Onüç bileşenli konjuge pnömokok aşısı (KPA-13=PCV13), ülkemizin aşı takviminde  yer almaktadır.  Konjuge pnömokok aşısı (KPA-13=PCV13) 2, 4 ve 6. aylarda temel aşılama dizisi olarak 3 kez, 12. ayda (12-18 ay arasında yapılabilir) pekiştirme aşısı olarak 4. kez; kas içine  uyluk ön dış yan yüze (Vastus lateralis kasına)   uygulanır.Bir yaşından küçük çocuklarda 1. ve 2. KPA dozları ile 2. ve 3. dozlar arasındaki süre en az 1 ay, 3. KPA aşısı ile son (dördüncü) aşı (pekiştirme aşısı) arasındaki süre en az 4 ay olmalıdır. Pekiştirme aşısı 12. aydan önce yapılmamalıdır. Bir yaşından sonra en az bir kez KPA-13 yapılan çocuklarda ek olarak başka bir KPA-13 dozuna gerek yoktur.

Toplum içinde pnömokok enfeksiyonu riskinin arttığı önemli bir çocuk hasta topluluğu vardır. Pnömokok enfeksiyonu açısından yüksek riskli çocuklar hasta grubu vardır. Bunlar başlıca immün sorunu olmayan, ancak kronik kalp hastalığı (özellikle siyanozlu konjential kalp hastalığı, kalp yetmezliği), kronik akciğer hastalığı (uzamış yüksek doz oral kortikosteroid alıyorsa astım da dahil olmak üzere), diyabet mellit (şeker hastalığı), BOS(beyin sıvısı) sızıntısı oluşturan durumlar, kohlear implant, işlevsel ya da yapısal dalak yokluğu (orak hücreli anemi, diğer hemoglobinopatiler, konjenital ya da edinsel aspleni, dalak işlev bozukluğu), değişik immün baskılanma durumları (kronik granülamatoz hastalık dışındaki immün yetmezlik hastalıkları), organ nakilleri, kanser, immün baskılayıcı kemoterapi ya da radyasyon tedavisi, kronik böbrek yetmezliği, nefrotik sendrom, HIV enfeksiyonu olan çocuklar hastalardır. Bu yüksek riskli hastaçocuklara 6-18 yaş arasında tek doz KPA-13 (ve bundan 2 ay sonra PPA- 23 yapılması) önerilir. Yine bu risk grubundaki çocuklara, daha önce 2-6 yaş arasında KPA-7 dizisiyle eksiksiz aşılanmış olsalar bile ek bir doz KPA-13 (ve bundan 2 ay sonra bir kez PPA-23) yapılması önerilmektedir.

Kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) karma aşısı: Kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) karma aşısı canlı atenüe (mikroorganizmanın hastalık yapma yeteneğinin=virülansı azaltılmış, zayıflatılmış) bir aşıdır. Deri altına (SC) uygulanmaktadır. Ulusal aşı takviminde 12. ayda ilk doz ve ilk öğrenim 1. sınıfta (4-6 yaşda) ikinci doz olacak şekilde iki kez yapılır. İlk doz KKK aşısından sonra %95 düzeyinde üç hastalığa(kızamık-kızamıkçık-kabakulak)karşıda koruyuculuk sağlanır.Aşının uygulanmasında gecikme olan çocuklarda, en az bir ay arayla toplam 2 kez KKK aşısı yapılmalıdır.Kızamık ile temastan 72 saat sonrasına kadar yapılan aşılama ile kızamığa karşı kısıtlı koruma sağlanabilir. Tavuk embriyo doku kültürlerinde üretilen bu aşılarda aşırı duyarlılık reaksiyonuna yol açabilecek miktarlarda yumurta proteini içermediği gösterilmiştir. Yumurta alerjisi olup anafilaktik yapısı olmayan kişilerde aşılama yapılabilir.

Kızamık aşısı :

Kızamık, yüzyıllardan beri en sık rastlanılan çocukluk çağı viral döküntülü hastalığıdır. Hasta kişinin öksürme ve aksırması ile havaya yayılan virüs, solunum yolu ile alınır ve ağız, boğaz ve buruna yerleşerek enfeksiyona yol açar. Son derece bulaşıcı bir hastalıktır ve solunum yolu ile bulaşır. Salgınlar oluşturur. Hastalık ciddi ateş, göz iltihabı, öksürük ve deri  döküntüleri ile seyreder. İshal, akçiğer enfeksiyonu (zatürre) ve orta kulak iltihabı en sık görülen komplikasyonlarıdır. Beyin iltahabıda yapabilir. Kızamıkta ölüm oranı ortalama %1-3’tür. Hastalığa yönelik bir ilaç yoktur. Ancak destek tedavisi yapılır. Hastalıktan korunmada,  en etkili koruyucu önlem aşıdır.

Kızamık aşısınınyapılma zamanı ülkeler arasında farklılık gösterir. Kızamık vakalarının nadir görüldüğü ülkeler­de anneden geçen kızamık antikorlarının aşıyı nötralize edici etkisi dikkate alınarak aşı 12. aydan sonra yapıl­makta, 4-6 yaşlarda aşının tekrarlanması önerilmekte­dir. Çocuğun kızamıklı bir çocukla karşılaşmış olması gibi özel durumlarda, ilk aşıdan en az dört haftalık bir süre geçmişse, 4-6 yaş beklenmeden ikinci bir doz aşı yapılması önerilmektedir. Hastalığın sık görüldüğü böl­gelerde çocuklarının hastalıktan korunmasını sağlamak açısından, aşının sağlayacağı bağışıklık oranı görece düşük de olsa da, aşının 9. ayda yapılması önerilir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda 9. ayda yapı­lan aşılama sonrası %77 oranında bağışıklığın ge­liştiği gösterilmiştir. Salgınlar sırasında ise 6 ayını tamamlamış tüm çocuklar aşılanmalıdırlar. Epidemi dı­şında kızamıklı hasta ile temas etmiş 6-9 ay arası çocuk­lar da teması izleyen 72 saat içinde aşılanmalıdırlar. 12. aydan önce ve özellikle 9. aydan önce aşılanan çocuklar­da aşının mutlaka tekrarı gerekir ve genellikle 6 aylık bir süreden sonra ikinci bir doz kızamık aşısının uygu­lanması önerilir.

İki doz kızamık aşısı yapılan çocuklarda gelişen ba­ğışıklık yaşam boyu yüksek oranda  devam etmektedir.

Kabakulak aşısı:

Kabakulak, tükrük bezlerinin iltihabı ve bazen de testisler, beyin zarları, pankreas ve diğer organların tutulması ile kendini gösteren akut, bulaşıcı,  viral bir enfeksiyon hastalığıdır.  Hastalık tüm dünyada yaygın olup, esas olarak çocukluk çağı hastalığıdır ve olguların %95'i 15 yaş altındaki çocuklarda görülür. Hastalık %30 oranında gizli, bulgu vermeksizin geçirilir. Hastalık iştahsızlık, halsizlik, kas ağrıları, baş ağrısı ve hafif ateş yükselmesi gibi belirtileri ile başlar. Bir veya iki gün içerisinde kulak altı tükrük bezi (parotis) tek veya çift taraflı olarak çene kemiği köşesi üzerinde belirginleşir. %75 çift taraflı şişer ve üzerinde kızarıklık ve ısı artışı yoktur. Bir hafta içinde de tükrük bezi (parotis) normale döner.  Olguların %1-10'unda menenjit (beyin zarı iltahabı) görülür. Menenjit iyi seyirlidir ve zararlanmaya neden olmadan  3-10 gün içinde iyileşir. Orşit (testis iltihabı) genellikle puberteden sonra %20-30 oranında görülür ve 1/6'sı iki taraflıdır. Olguların 2/3'ü kabakulağın 1. haftası içinde, 1/3'ü 2. haftası içinde oluşur ve ateş tekrar yükselir. Testisler şiş, ağrılı, sıcak ve kızarıktır. Belirtiler genellikle 3-7 gün devam eder ve testisler normal büyüklüğüne 2-3 haftada döner. Kısırlık gelişmesi çok çok nadirdir.

Kabakulak 1-5 yaş arasında aseptik menenjit (beyin zarı iltahabı) nedenleri arasında ön sırada yer aldığından 12-15 ay ve 6-7 yaş arası olmak üzere aşının iki kez uygulanması önerilmektedir. Kabakulak aşısı tek ya da kızamık-kızamıkçık ile birlikte bulunur. Bir dozdan sonra %95-96 oranında bağışıklık oluşur. İki dozdan sonra bağışık­lığın yaşam boyu devam ettiği belirtilmektedir.

Kızamıkçık aşısı:

Kızamıkçık çocukluk çağının virüslere bağlı olduğu döküntülü hastalıklarından biridir. Virüs yayılımı, burun-boğaz salgılarından veya anneden bebeğe plasenta (son) yoluyla olur. Genellikle hafif soğuk algınlığı belirtileri ile başlar, kulak arkasında bezelerin şişmesinin yanı sıra belirgin vücutta deri döküntüsü  oluşur. Hastalık yaklaşık üç gün sürer. Hastalığın önemi ise kızamıkçık geçirmemiş veya aşılanmamış annelere kızamıkçık gebeliğin ilk üç ayında bulaşırsa, çocuklarda doğumsal kızamıkçık sakatlıklarına yol açabilir. Özellikle hamileliğin erken dönemlerinde kızamıkçığa yakalanan gebelerin bebeklerinde ciddi anomalilere ve düşüklere neden olması nedeniyle  hastalık bu açıdan çok önemlidir.

Doğumsal kızamıkçığı önlemek ama­cıyla birçok endüstrileşmiş ülkenin aşılama programın­da yer almakta ve 12-15.ayda uygulanmaktadır. Ancak bu ülkelerde genel olarak aşılama oranı %90'ının üze­rindedir. Genel aşılama oranı %90'a ulaşmamış ülkelerde kızamıkçık aşısının evlilik çağma gelmiş genç kızlara yapılması daha doğru bir yaklaşım olabilir.

Suçiçeği Aşısı (SA):

Su çiçeği hastalığı, varicella-zoster virüsünün neden olduğu çok bulaşıcı bir enfeksiyondur. Virüs ya doğrudan temas yolu ile ya da havada uçuşan virüs taşıyan su damlacıklarının teneffüs edilmesi yolu ile bulaşmaktadır. Su çiçeğinin ortalama kuluçka süresi 10 ile 21 gün arasıdır. Bunu takiben önce kızarıklıklar belirmekte, bir kaç saat içinde su toplama ve sonra kaşıntılı yaralara dönüşmektedir. Genellikle gövde, yüz ve vücudun diğer kısımlarında görülmektedir. Kabuk bağlayan yaralar kaşıyarak erken kaldırılır ise yara yerlerinde kalıcı izler kalabilir.  Su çiçeği geçirdikten sonra vücutta saklı kalan virus ileri yaşlarda hastanın stres ya da başka bir nedenle direnci zayıfladığında zona klinik tablosu ile ortaya çıkar. Su çiçeği hastalığına yakalanan yetişkinler hastalığı çok daha ağır geçirmektedir ve bağışıklık sistemi zayıflamış olan her yaştaki kişide ciddi ve hatta ölümcül hastalığa neden olabilmektedir.

Suçiçeği aşısı canlı atenüe (mikroorganizmanın hastalık yapma yeteneğinin=virülansı azaltılmış, zayıflatılmış) bir aşıdır.0.5 mL olarak derialtına uygulanır.Suçiçeği aşısının 12. ayda ilk doz ve 4-6 yaşında ya da İÖO 1. sınıfta pekiştirme aşısı olarak toplam 2 kez yapılması önerilir. Ancakulusal aşı takviminde 12. ayda tek dozsuçiçeği aşısı yapılmaktadır, pekiştirme aşısı uygulamada yoktur. Bu nedenle 4-6 yaşlarda pekiştirme dozu (ikinci doz) yapılmalıdır. Farklı üreticilerin aşıları birbirinin yerine pekiştirme aşısı olarak yapılabilir. Daha önce suçiçeği aşısı yapılmayan 4 yaşından büyük çocuklara 1-3 ay arayla 2 aşı yapılması önerilir.

Aşının prospektüsünde 12 aydan 12 yaşa kadar (12 yaş dahil) 1 doz; 13 yaş ve üzeri için 6 - 10 hafta arayla 2 doz önerilmektedir. Fakat 4-6 yaşlarda pekiştirme dozunu yapmak daha uygundur.

Çocuk suçiçeği virüsü ile karşılaşma sonrası, ilk 5 gün içersinde suçiçeği aşısı yapılır ise çocuk orta ve ağır suçiçeği hastalığına karşı %100 korunur. Çocuk hafif suçiçeği geçirebilir.

Hepatit A Aşısı

Hepatit A virüsü sarılıkla seyreden, karaciğer iltihaplanması ve harabiyeti ile karakterize olan hepatit hastalığına neden olur.  Hepatit olgularının % 20-40’ ı Hepatit A virüsünün oluşturduğu hepatittir. Hastalık, genellikle çocukluk çağında geçirilen, yüksek derecede bulaşıcı, bulaşmanın ağız yoluyla gıdalarla olduğu bir hastalıktır. Hastalık, hijyen ve sağlık koşullarının kötü olduğu ortamlarda kolayca yayılır. Küçük çocuklar bulaşma açısından daha yüksek risk altındadır.Salgınlar her yerde oluşabilir. Çocukların hijyenik tedbirleri çok iyi bilmemeleri nedeniyle enfeksiyon en yüksek görülme sıklığına çocuklarda ulaşır. Hepatit A, kreş, anaokulu ve okullarda kolayca yayılır.  Hepatit A’ ya özel bir tedavi yoktur. Vakaların 1/1000’ i ölümcül olabilir.Hastalık ileri yaşlarda görüldüğünde şiddeti ve ölüm riski artar. Hastalıktan korunma, ellerin sık sık yıkanması, bulaşma olasılığı bulunan besinlerin pişirilmesi, suların kaynatılması gibi hijyenik önlemleri içerir. Hepatit A hastalığından tam korunmanın en etkili yolu, aşılanmadır.

Hepatit A aşısıölü (inaktiv) virüs aşısıdır.6 ay ara ile iki doz olarak kas içi (İM) uygulanır. Dozu yaşa gö­re değişir, bazı aşı tiplerinde 18 yaşına kadar bazıların­da ise 15 yaşma kadar çocuk dozunun uygulanması önerilmektedir.Hepatit A aşısı18 yaşın altında çocuk dozu olarak (0,5 mL, üretici firmaya göre 720 ELU, 25 U, 80 U içeren aşılar) uygulanır. Erişkin dozu çocuk dozundan farklıdır ve genellikle çocuk dozunun 2 katıdır. Aşı12. aydan sonra uygulanır.

Ulusal aşı takviminde hepatit A aşısı 18 ve 24. aylarda 6 ay arayla 2 kez yapılmaktadır. Mümkünse 2 hepatit A aşısı da aynı üreticinin aşısı olmalıdır. Fakat farklı üreticilerin aşıları birbirinin yerine pekiştirme aşısı olarak yapılabilir.

Altı yaşından küçük çocuklarda aşılama doğrudan uygulanır, daha önce aşılanmamış olan 6 yaşından büyüklerdeyse farklı yaklaşım olarak kan testi (AntiHAV IgG bakılmalı) yapılmalı,test negatif ise aşılama yapılmalıdır.

Ülkemiz aşı takviminde olmayıp, yapılması gerekli aşılar var mıdır?

Ülkemiz aşı takviminde olmayan, buna karşın dünyada yapılması önerilen bazı aşılar vardır. Bunlar rotavirüs aşısı (RVA), inaktif influenza aşısı(İİA),  İnsan(human) Papilloma Virüs (HPA) ve  Konjuge Meningokok Aşısı (KMA)aşıları vardır.

Rotavirüs aşısı (RVA) halk arasında ishal aşısı olarak bilinmektedir. 2ci ayda başlanır. Aşı tipine göre 2 veya 3 doz ağızdan verilerek yapılır.6 cı aya kadar aşı uygulaması tamamlanmalıdır. 

İnaktif influenza aşısı(İİA) halk arasında grip aşısı olarak bilinmektedir. 6. aydan sonra yapılır.

Konjuge Meningokok Aşısı (KMA)halk arasında menenjit aşısı olarak bilinmektedir. 9-12. aydan sonra yapılması önerilir.

İnsan(human) Papilloma Virüs (HPA) aşısı halk arasında rahim ağzı kanseri aşısı olarak bilinmektedir. 10-18 yaş arasında 3 doz ( ilk dozdan 2 ay sonra ikinci doz, ilk dozdan 6 ay sonra üçüncü doz olacak şekilde) yapılır.

Rotavirüs aşısı (RVA)

Rotovirüs genellikle çocuklarda ve bebeklerde şiddetli ishale neden olan bir virüstür. 5 yaşından küçük çocuklarda görülen ishalin yaklaşık %5-10'nun nedenidir. Şiddetli ishal nedeniyle hastaneye yatan çocukların %40-50 nedeni rotavirüsdür. Rotavirüs ishalinde hastalık ateş, karın ağrısı, kusma ile başlar. Bu bulguların arkasından şiddetli ishal oluşur. İshal aşırı derece  su kaybına neden olabilir. Ülkemizdeki çalışmalar, rotavirüsün yatan ve ayaktan izlenen akut ishalli çocuklarda önemli bir etken olduğunu düşündürmektedir. Virüs önemli düzeyde uzun süreli sorun oluşturmamasına ve pek ölüme neden olmamasına rağmen, virüsün oluşturduğu ishale bağlı hastaneye yatma sık olduğundan ve önemli oranda sağlık hizmeti harcamasına yol açması nedeniyle, rotavirüs aşısı yapılması önerilmektedir.

Rotavirüs aşısı (RVA)bir rotavirus is­haline karşı etkinliği % 74-85 iken şiddetli ishale karşı et­kinliği %85-98 oranında bildirilmektedir. İki yıllık koru­yuculuğun %95 civarında olduğu belirtilmektedir.Rotavirüs aşısı (RVA)ağız yolu ile verilen sıvı bir aşıdır. Aşının ilk dozu 6cı haftadan sonra verilebilir. Piyasa da iki çeşit Rotavirüs aşısı (RVA) vardır: Rotarix ve Rotateq.

Rotarix canlı, zayıflatılmış* insan rotavirüs  (RIX4414 suşu)  içermektedir. Bu nedenle monovolan (tek içerikli) aşı olarak  tanımlanır. Aşılama şeması iki dozdan oluşur. İlk doz 6 haftalıktan itibaren uygulanabilir. Dozlar arasındaki süre en az 4 hafta olmalıdır. Aşılama programı  24. haftaya kadar tamamlanmış olmalı ancak 16. haftadan önce verilmiş olması tercih edilmektedir.Genelde 2 ve 4. aylarda (ya da 2 ve 3. aylarda)uygulama tercih edilir.

Rotateq canlı, tekrar çeşitlendirilmiş insan-sığır rotavirüsü serotip G1,G2, G3, G4 vePl(8)  şuşlarını içerir.Bu nedenle Rotateq pentavalan (beşli içerikli) aşı olarak tanımlanır.İlk dozu 6 haftalık iken uygulanmaya başlanır ve bebeğin 12 haftalık (yaklaşık 3 aylık) olana kadar ilk doz verilmelidir. Aşı  en az 4 hafta arayla 3 doz olarak yapılır.Genellikle 2, 4 ve 6. aylarda (ya da 2, 3 ve 4. aylarda) verilir.

Rotovirüs aşılamasına hangi aşıyla başlanmış ise aşılamanın tamamlanması da aynı aşıyla olmalıdır.  Genel ola­rak 6. aydan sonra rotavirus aşılarının uygulanması önerilmemektedir.Rotavirüs aşıları ülkemizde uygulanan diğer çocukluk dönemi aşılarıyla eş zamanlı olarak verilebilir.

İnaktif İnfluenza Virüs Aşısı (İİA; Grip Aşısı)

Gripin nedeni influenza virüsüdür. İnfluenza virüsünün A,B ve C olarak üç ana tipi vardır. A ve B influenza virüsleri gribin sorumlularıdır. Grip hastalığı ani başlayan ateş, kas ağrıları, boğaz ağrısı ve kuru öksürük ile karakterize bir hastalıktır. Ayrıca burun akıntısı, baş ağrısı, göğüste yanma hissi, göz ağrısı ve ışığa karşı hassasiyet bulguları da yapabilir. Grip bir çeşit soğuk algınlığı gibi olsa da küçük çocuklarda, yaşlılarda ve  kalp, akciğer, şeker gibi kronik hastalığı olan kişilerde istenmeyen sonuçlara ve ölüme neden olabilir.  

İnfluenza virüs enfeksiyonları özellikle küçük çocuklarda daha ağır seyretme eğilimindedir, daha ağır seyreden solunum sistemi enfeksiyonlarının gelişmesine zemin oluşturur. Ayrıca influenza enfeksiyonlarının özellikle okul çağı çocuklarında salgınlar yaptığı, çocuklarda başlayan salgınların erişkinlere yayıldığı, eğitim ve sağlık sistemi ve çalışan anne-babalar açısından ekonomik kayba yol açtığı bilinmektedir.

İki tip grip (influenza Virüs) Aşısı vardır. En yaygın olarak kullanılan ve ülkemizde bulunan inaktif (ölü) grip aşısıdır. İnaktif (ölü) grip aşısıkas içine (İM) uygulanır (deri altına da yapılabilir).  Canlı zayıflatılmış grip virüs aşısı da vardır. Canlı grip virüs aşısı bazı ülkelerde vardır (bu dönemde ülkemizde yoktur) ve burun içersine sıkılarak yapılır. Uygulanabileceği gruplar oldukça sınırlıdır.

Her yıl araştırmacılar bir sonraki grip sezonunda hastalık yapması muhtemel grip vürüslerini belirlemektedirler. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bir sonraki grip sezonunda aşı içersine konulacak virus suşlarını (tiplerini) saptar. Üretici firmalarda bu doğrultuda aşı üretirler. Aşı her yıl o yıl salgın yapması beklenen grip tiplerini içerecek şekilde yenilenmektedir.

Türkiyede bulunan ve ruhsatlı olan grip aşıları 3 bileşenlidir (İİA-3).  Bu tip grip aşıları 3 tip virüs içerir. Bu aşıda 2 adet A tipi ve 1 adet B tipi influenza virüsü vardır. 3 bileşenli inaktif  grip (influenza) aşısı kas içine (İM) uygulanır (deri altına da yapılabilir). 6-36 aylık çocuklar için 0,25 ml'lik  (normal aşının yarı dozu) aşı uygulanmalıdır. 3 yaş üzerindeki çocuklar ve erişkinler için 0,5 mI'lik aşı bir doz yapılır. Grip aşısı 9 yaş ve altında ilk kez uygulandığında, 1 ay arayla 2 kez yapılır. Daha sonraki yıllarda yılda bir kez uygulanır. Dozaj ve uygulamada aşının kutu ürün bilgisi de dikkate alınmalıdır.Grip aşılaması için en uygun aylar Eylül, Ekim, Kasım aylarıdır. Eylül ayı başlangıcından Mart ayı sonuna kadar epidemik durumun gerektirdiği şekilde uygulanabilir. Her yıl aşı içeriğini oluşturan suş değiştiği için her yıl aşılanma yenilenmelidir. (Dünyada 4 tip içeren inaktif  grip (influenza) aşılarıda vardır.)

İnfluenza virüs aşısı, çocukları tüm grip enfeksiyonlarından koruyamasa bile, aileler bilgilendirilerek uygulanmalıdır. Dünyada 6 ay ile 5 yaş arasındaki tüm çocuklara yapılması önerilmektedir. Ayrıca ağır influenza enfeksiyonu riski olan 6 aydan büyük tüm çocuklara uygulanması önerilir. Ağır grip enfeksiyonu yüksek risk grubunda: astım ve kistik fibroz gibi kronik akciğer hastalıkları, solunum sistemini baskılayan ya da aspirasyon riskini artıran hastalıklar, hemodinamik olarak önemli kalp hastalıkları, immün baskılayıcı hastalıklar ya da tedaviler, orak hücreli anemi ve diğer hemoglobinopatiler, uzun süreli aspirin tedavisi gerektiren hastalıklar (romatoid artrit, Kawasaki sendromu gibi), kronik böbrek hastalığı, diyabet mellit gibi kronik metabolik hastalıklar sayılabilir. 0-5 yaş sağlıklı çocuklarla yakın teması olan kişiler ( 5 yaşından küçük çocuğu olan ev halkının tümüne, bakıcılara, annelere, babalara, kardeşlere), yüksek riskli çocuklarla yakın temaslı (ev teması dahil) kişiler,  risk grubunda kabul edilmeleri nedeniyle tüm sağlık çalışanlarının da grip aşısı olması özellikle önerilmelidir. Sağlık Uygulama Tebliği 2008 ’e göre, hastalığı nedeniyle risk grubunda yer alanlar, huzurevinde kalanlar ve 65 yaş üstü grubun yılda bir kez grip aşısı bedeli karşılanmaktadır.

Yüksek risk gruplarının dışında 5 yaş-18 yaş arası tüm çocukların grip aşısı yapılması da özendirilmelidir.

Konjuge Meningokok Aşısı (KMA):

Neisseria meningitis tüm dünyada çocuk ve erişkinlerde menenjit (beyin zarı enfeksiyonu) ve sepsisin (bakteri veya diğer patojenlerin kan dolaşımına geçmesi, enfeksiyonunun  fazla organa yayılması, organlarının  kanlanmasının yetersiz hale gelişi, ve organların normal fonksiyonlarının bozulması, hastalık amanında ve uygun şekilde tedavi edilmediğinde  şok ve ölümle sonuçlanması)en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Normal insanların % 5-10’u bu mikrobu boğazlarında taşıyabilirler.Ancak bu mikrobu taşıyıcı kişilerde mikrop onlarda hastalık oluşturmaz. Özellikle toplu yaşanan yerlerde yani kamplarda, kışlalarda ve hacca gidenler arasında görülür. Gençlerin gurup olarak yaşadıkları yurtlarda da risk artmaktadır.

Neisseria meningitisin yaptığı Meningokok infeksiyo­nu (hastalığı)çok hızlı ve ağır seyirli bir hastalıktır.Menenjit  yani beyin zarı iltihabının  yanı sıra, tüm vücutta ağır kanamalar, döküntü ve birçok organın yetmezliğiyle seyreden meningokoksemi tablosu çok ağır bir durumdur. Bu bakterinin neden olduğumenenjit vakalarında % 10, sepsis vakalarında % 20 ölüm olmaktadır.Hastalık sonrası yaşa­yan kişilerde ise % 11-19 oranında ciddi sekelle­re [sağırlık, konvülziyonlar (havaleler), ampütasyon (parmak, el, ayak kaybı), men­tal retardasyon(zeka geriliği)] yol açmaktadır.

Meningokok hastalık toplumda nadir görülmektedir.Türkiye’de tüm yaşlarda görülme sıklığı 2-4 vaka / 100.000 nüfus. Yani yılda Türkiye’de toplam 1400-2800 vaka görülür. Beş yaşın altı, özellikle 2 yaşın altı çocuklar Türkiye’deki vakaların önemli bir kısmını oluşturur. Hastalık en sık koruyucu antikorların oluşmadığı 3 ay-1 yaş arasında görülür.1 yaş gurubundaki çocuklarda hastalık daha ağır ve daha ölümcül seyretmektedir. Aslında korkutucu olan da hastalığın sıklığı değil, ağır seyreden seyri olmasıdır.

Meningokokal hastalıklara neden olan Neisseria meningitis mikrobunun 13 serogrubu tanımlan­mıştır. Bu serogruplar A, B, C, D, X, Y, Z , 29 E, W-135, H, I, K ve L'dir.  En sık hastalık oluşturan serogruplar ise serogrup A, B, C, Y, W135 ve X’tir. Serogruplar coğrafi bölgelere ve yaş gruplarına göre farklı dağılım­lar göstermektedir. Ülkemizde en sık serogrup B ve W135 ile ilişkili hastalık görülmekte olup, serogrup A ve Y nadi­ren görülmekte, serogrup C ile ilişkili hastalık ise görülmemektedir.

Türkiyede yapılan büyük bir çalışmada 1 ya-17 yaş arasındaki menenjitli hastaların %56.5'nin nedeni Neisseria meningitis mikrobuna bağlıdır (%22.5'iStreptococcus pneumoniae, %20.5'i  Haemophilus influenzae bağlı gelişmektedir.) Neisseria meningitis serogruplarına bakıldığında Serogrup W-135 %24.7, Serogrup B %31.1, Serogrup Y %2.2, Serogrup A %0.7 olarak tespit edilmiştir.

Kapsüllü bakteriler (Haemophilus influenzae, Streptococcus pneumoniae, Neisseria meningitidis) çocuklar ve erişkinlerde ciddi enfeksiyonların en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Başlangıçta bu etkenlere yönelik polisakarit aşılar geliştirilmiş olup uzun süreden beri kullanılmaktadır. Ancak polisakarit aşıların antikor yanıtı 2 yaşından küçük çocuklarda düşük ve kısa sürelidir. Bunun yanında polisakarit aşıların taşıyıcılık üzerine etkisinin kısıtlı olması nedeni ile aşılanmayan bireylerde etkinlik bulunmamaktadır. Polisakarit aşıların uygulanmasını takip eden yıllar içerisinde antikor yanıtı azalmakta ve tekrar doz uygulamalarında antikor yanıtı daha düşük düzeyde olmaktadır. Polisakarit aşıların bu dezavantajlarından dolayı konjuge aşılar geliştirilmiştir. Konjuge Haemophilus İnfluenza Tip b (Hib) aşısı ve Konjuge pnömokok aşısı (KPA-13=PCV13) geliştirilmiş ve tüm dünyada tüm çocuklara uygulanmaktadır. Ülkemizde de aşı takviminde Konjuge Haemophilus İnfluenza Tip b (Hib) aşısı [DaBT-İPA-Hibbeşli karma aşısı içinde, 2 ay arayla (2, 4 ve 6. aylarda) 3 kez temel aşı dizisi, 18. ayda 4. aşı (pekiştirme) olarak toplam 4 kez], Konjuge pnömokok aşısı (KPA-13=PCV13) [2, 4 ve 6. aylarda temel aşılama dizisi olarak 3 kez, 12. ayda (12-18 ay arasında yapılabilir) pekiştirme aşısı olarak 4. kez] her çocuğa uygulanmaktadır.

Meningokok enfeksiyonları aşı ile engellenebilir hastalıklar arasında üst sıralarda yer almakta olup, tüm dünyada etkin ve güvenilir meningokok aşıları ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Meningokok enfeksiyonlarının en sık görüldüğü yaş gruplarından birinin 2 yaşından küçük çocuklar olup polisakarit aşıların bu yaş grubunda etkisiz olması konjuge aşıların geliştirilmesi çalışmalarını hızlandırmıştır.

MENİNGOKOK AŞILARI

I. Polisakkarid Aşılar:

Polisakkarid aşılar, immünolojik bellek oluşturmaz ve 2 yaşın altın­da etkili değildir. Bu nedenle aralıklı olarak hatırlatma dozunun yapılması gereklidir.

İlk polisakkarid aşı ABD’de 1974 yılında lisans almıştır. Günümüze kadar tek bileşen­li (A ve C), iki bileşenli (A/C) ve dört bileşenli (A/C/Y/ W135) aşıları kullanıma girmiştir. Günümüzde dört bile­şenli aşı kullanılmaktadır; bir tanesi ABD’de kullanımda olan Menomune® ve diğeri Avrupa’da kullanım onayı almış olan Mencevax®’tır.

Polisakkarid aşıların koruyuculuğu 5 yaşından küçüklerde 1-3 yıl, adölesan ve erişkinlerde ise 3-5 yıl sürmektedir.Bu nedenle hatırlatma dozlarına ihtiyaç var­dır.Günümüzde polisakkarid aşılar yeri­ne konjuge aşıların kullanımı tercih edilmektedir.

II: Konjuge meningokok aşıları:

1)Serogrup C Konjuke aşısı (Menjugate): İlkdefa 1999 yılında İngiltere’de ortaya çıkan epideminin kontrolü amacıyla rutin aşı programına alınmış ve adölesanlarda hastalığın görülme hızında %76 oranında azalma sağla­mıştır. Artık pek kullanılmamaktadır.

2)Serogrup A/C/W135/Y konjuge aşıları: Şu ana kadar bebek, çocuk ve erişkinlerde uygulanmak üzere lisans almış 3 çeşit dört bileşenli (A/C/W135/Y) konjuge meningokok aşısı vardır ve ülkemizde de bulunmaktadır.

a-MenACWY-D (Menactra®; Sanofi-Pasteur®):

Dört serogrup içeren konjuge meningokok aşılarının ilki difteri toksoidi ile meningokok A, C, Y ve  W135 polisakaritlerinin konjuge edildiği aşıdır.Bu aşı ilk geliştirilen  konjuke meningokok aşısıdır. MenACWY-D; 2005 yılında FDA tarafından onay almıştır. Yapılan çalışmalarda MenACWYD’nin

2-10 yaş arası çocuklarda, adölesanlarda ve erişkinlerde etkin ve güvenilir olduğu gösterilmiştir. (FDA=Amerika Birleşik devletlerinin Sağlık Bakanlığı'na bağlı; gıda, diyet eklentileri, ilaç, biolojik medikal ürünler, kan ürünleri, medikal araçlar, radyasyon yayan aletler, veteriner aletleri ve kozmetiklerden sorumlu bürosudur. FDA kısaltmasının açılımı U.S. Food and Drug Administration olup, Türkçe "Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi" olarak ifade edilebilinir.)

FDA 2011 yılında MenACWY-D için 9 aylıktan itibaren uygulamaya onay vermiştir. Bu onay ile birlikte, meningokok enfeksiyonlarının en sık görüldüğü küçük çocuklar için aşılama olanağı olmuş, aynı zamanda konjuge aşıların tercih edilme nedeni olan 2 yaşından önce kullanma ve taşıyıcılıktan korunma konusunda avantaj sağlanmıştır. Aşı, 9. ayda uygulandığında üç ay sonrasında 2.doz uygulaması önerilmektedir.

Aşı etkinliğine yapılan değerlendirmede, 2010 yılında Menactra® için 5 yıllık sürede %78 olarak saptanmıştır, aşıdan sonraki ilk yıl için etkililik %91, 2. yıl ise %58 olarak saptanmıştır, adölesanlarda ve bazı risk gruplarında 5 yıl sonrasında tekrarlanması planlanmıştır.

Menectra aşısı Türkiyede bulunan ve onay almış bir aşıdır.MENACTRA 9-23 aylık bebeklerde 3 ay arayla 2 kere kas içine (İM) uygulanır. 2-11 yaş arasında ise bir doz uygulanması yeterlidir. Tekrar dozu konusu henüz belirlenmemiştir. Aşılanma sonrası korunma tiplere göre % 90 -%100 seviyelerine çıkmaktadır; yani koruyuculuğu iyidir.

En sık görülen yan etki enjeksiyon yerinde hassasiyet ve kızarıklıktır. Uygulamaların % 10’unda  huysuzluk, fazla ağlama, uykulu bir hal, iştah kaybı, kusma ve ateş görülebilmektedir. Yani yan etkileri karma aşısına benzer. Aşı reaksiyonunun en aza indirgenmesi için karmalarla birlikte yapılmaması önerilmektedir.MenACWY-D uygulanan kişilerde nadiren Guillain Barre sendromu olguları saptanmıştır.(2005-2008 arasında 33 olgu saptanmıştır, genellikle aşılama sonrası 9-15. günde). Ancak yapılan değerlendirmelerde meningokokal hastalık riskinin aşı ile ilişkili olabilecek Guillain Barre sendromuna göre çok daha fazla olması nedeni ile CDC adölesanlarda rutin uygulamaya devam edilmesi gerektiği yönünde fikir bildirmiştir.( Guillain Barre sendromu  “ayak ve bacak kaslarından başlayarak kısa sürede karın, göğüs, kol ve yüz kaslarına yayılan, kaslarda -bazzen felce uzanabilen- kuvvet azalması ve his ve refleks kaybı ile belirgin polinevrit olarak tanımlanan bir hastalıktır. Duyusal abnormaliteler, kranyal (kafa) sinirlerinde etkilenme ile solunum kaslarında felç de görülebilir. Az sayıda hastada ölüm görülebilir. Hastaneye kaldırılanların %20’sinde uzun süreli sakatlık görülebilir.)

Aşının tıpasındaki latekse karşı ve aşının içindeki maddelere karşı bilinen bir alerji varsa, yüksek ateşli bir hastalık geçiriliyorsa ve geçmişte Guillain Barre denilen bir sinir hastalığı geçiren kişilerde bu aşı yapılmamalıdır. 

b-MenACWY-CRM (Menveo, Novartis):

Meningokok A, C, Y ve  W135 oligosakaritlerinin non-toksik difteri proteini (CRM197’nin N terminaline ve lizin amino grubuna) kovalan bağlanmasıyla elde edilmektedir. MenACWY-CRM ile 2.3.4. ay ve 2.4.6. aylarda yapılan çalışmalarda etkin serokonverisyon yanıtı alındığı gösterilmiştir. (%93-97 ve %81-99). 2. ve 4. ayda yapılan aşı şemasında C, Y ve W135 için yeterli antikor titresine ulaşan olgu yüzdesi %84-91 oranında iken, serogrup A için %60-66 düzeyindedir. 12-24 ay arası çocuklarda 2 doz aşısının uygulanması gereklidir ve iki doz aşı uygulaması sonrasında koruyucu antikor titresi %91-96 oranında sağlanabilmektedir. 2-10 yaş arası çocuklarda tek doz MenACWY-CRM uygulaması sonrası olguların %82-95’inde aşılamadan 1 ay sonrasında yeterli koruyuculuk düzeyine ulaşılmıştır.

MenACWY-CRM (Menveo) aşısı Türkiyede bulunan ve onay almış bir aşıdır.Menveo aşısı normal çocuklar (2 yaşından itibaren ve üstü), adolesanlar ve erişkinlerde: 0.5 mL’lik tek doz , kas içine  uygulanır. Pekiştirme doz ihtiyacı ve zamanı henüz tanımlanmamıştır.

Yan etki sıklığı MenACWY-CRM ve MenACWY-D arasında benzer bulunmuştur. MenACWY-CRM ile Guillain Barre sendromu gelişimi bildirilmemiştir. Rapel doz uygulaması gerektiğinde, bir önceki dozda uygulanan aşının aynısının uygulanma zorunluluğu yoktur.

c- MenACWY-TT (Nimerix=GlaxoSmithKline®)

MenACWY-TT, 4 meningokok serogrup içermekte (A,C, Y, W135), taşıyıcı protein olarak ise tetanus toksoidi kullanmaktadır. Sonuç olarak TT konjuge aşı hem infant döneminde, hem erken çocukluk döneminde iyi tolere edilmiştir. TT konjuge aşı ile kontrol grubundaki aşılara göre daha uzun süreli yanıt sağlandığı gösterilmiştir.

MenACWY-TT (Nimerix) aşısı Türkiyede bulunan ve onay almış bir aşıdır.12 aylıktan itibaren çocuklara, ergenlere ve yetişkinlere 0.5 mL’lik tek doz, kas içine  uygulanır.

3) Serogrup A konjuge aşısı (Men AfriVac): Afrika  menenjit kuşağında A serogrubuna bağlı meningokok epidemileri yoğun olarak görülmekte ve buna bağlı ölüm dünyanın diğer bölgelerine göre çok fazla meydana gel­mektedir. Dört bileşenli konjuge meningokok aşılarının pahalı olması nedeniyle DSÖ-PATH işbirliği ile oluşturulan “Menenjit Aşı Projesi” ile geliştirilen bir serogrup A poli­sakkarid/tetanos toksoid proteini konjuge aşısı Aralık 2010’da kitle aşılama kampanyaları biçiminde Burkina Faso, Mali ve Nijer’de 1-29 yaş arasındaki herkese tek doz olarak uygulanmaya başlamıştır.

4) Hib-meningokok serogrup C-Y konjuge aşısı (MenHibrix): Üç farklı (Hib, meningokok serogrup C ve Y)kapsül polisakkaridi içeren ve konjugasyon için tetanos toksoidi kullanılan kombine bir aşıdır. Haziran 2012’de FDA tarafından invaziv Hib ve serogrup C ve Y’ye bağlı menin­gokok enfeksiyonlarından korunmak için 6 hafta-18 aylık çocuklarda kullanım onayı almıştır. ACIP, meningokok has­talığı için artmış risk faktörü taşıyan bu yaş grubundaki çocuklara MenHibrix® yapılmasını önermiştir. Aşının en erken 6 haftalıkken ve son doz en geç 18 aylıkken yapılma­sı önerilmektedir. Ayrıca, aşının 2, 4, 6 ve 12-15. aylarda diğer çocukluk çağı aşılarıyla birlikte uygulandığında immü­nojenitesinde bir azalma olmadığı bildirilmiştir

SEROGRUP B MENİNGOKOK AŞILARI : Serogrup B ilişkili meningokok hastalık Türkiye'de ve tüm dünyada ciddi hastalık nedenidir ve halen dünyada küresel kullanıma uygun ruhsatlı bir meningokok B aşısı bulunmamaktadır. Oluşturulan konjuge aşılarda bu B serogrubu yoktur.Serogrup B Meningokok Aşıları geliştirme çalışmaları dünyada devam etmektedir.

TÜRKİYE DE KONJUGE MENİNGOKOK AŞISI UYGULAMASI:

Ülkemizde önerilecek konjuge meningokok aşısının çok bileşenli (örneğin KMA-4: A,C, Y, W135 serogrup aşısı) olması uygundur. Ülkemizdeki KMA-4 aşılarından KMA-4-difteri toksoidine konjuge aşı (Menectra) 9 ay-11 yaş arasında (9-23 ay arasında 3 ay arayla 2 doz), KMA-4 CRM 197 mutant difteri toksinine konjuge aşı (Menveo) 2 yaşından sonra, KMA-4 tetanoz toksoidine konjuge olan aşı (Nimerix) ise 12 aylıktan itibaren (tek doz olarak) uygulama onayı almıştır. Bunlardan herhangi birisi uygulanabilir.

ABD DE KONJUGE MENİNGOKOK AŞISI UYGULAMASI:

ABD de 2015 aşı takvimindeönerilen aşılarHib-MenCY [MenHibrix], MenACWY-D [Menactra] ve MenACWY-CRM [Menveo]' dir.

Normal sağlıklı çocuklara Menactra veya Menveo aşısı 11-12 yaşlarında 1 doz ve 16 yaşında tekrar dozu önerilmektedir.

Ayrıca,özellikle bağışıklık sistemi yetmezliği olan (bağışıklı sisteminin kompleman denilen kısmında kalıcı yetmezliği olan kişiler, dalağı çalışmayan kişiler, HIV hastaları gibi) çocukların erken dönemde  aşılanması önerilmektedir.Bu tür hastalarda:

Menveo: 2,4,6 ve 12 ci ay dört doz

MenHibrix: 2,4,6 ve 12 ile 15 ci ay arası dört doz

Menactra: 9-23 ay arası 4-12 hafta ara ile 2 doz önerilmektedir.   

İnsan (human) Papillomavirüs(rahim ağzı kanseri)  Aşısı (HPA)

İnsan papilloma virüsüya da human papilloma virus (HPV veya İPV), insanda  deride, özelliklede genital bölgede  ve mukozal yüzeylerdeki enfeksiyon yapabilen, condyloma acuminatum,  adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan ve servikal (rahim ağzı) kanserle ilişkili olduğu kesin olarak saptanmış bir virüstür. Şimdiye dek 100'den fazla HPV tipi saptanmıştır. HPV’nin yaklaşık 20 türü genital enfeksiyonlara neden olmaktadır.HPV; serviks, penis, vulva, vajina, anüs, ağız, ve diğer mukozal bölgeleri tutarak, bu bölgelerde kansere neden olabilmektedir.HPV tipleri “16,18,31,33,35,39,45,51,52,56,58,59,68,73,82” özellikle rahim ağzı,vagina, vulva, anüs ve penis kanserlerine neden olabilir. Genital bölgede rastlanan siğillerin % 85-90 HPV tip 6 ve 11 sorumludur.

Virusun erkekte ve kadında kanser oluşumuna yol açan türleri arasında 16 ve 18 numaralı tipleri serviks, vulva, vajina ve penis derisi kanserleri yönünden en fazla potansiyeli olan türlerdir. HPV 16 ve 18 suşlarına bağlı oluşan hastalıkları önlemede hem tip 6, tip 11, tip 16 ve tip 18 suşlarını içeren (quadrivalan) hem de tip 16 ve tip 18 suşlarını içeren (bivalan) aşının koruyuculuğu %90’ın üzerindedir.

HPV aşılarının, özellikle serviks kanseri (2 ve 4 bileşenli; HPA-2 ve HPA-4) ve siğillere (dört-bileşenli, HPA-4) karşı koruyucu etkisi olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. HPA ergenlik döneminde uygulandığında, daha ileri yaşlardaki uygulamaya göre daha etkin koruyuculuk sağlar antikor yanıtları 9-15 yaş arasında daha yüksek saptanmıştır. Aşı 9 yaştan önce önerilmez. Aşı öncelikli olarak kız çocuklara uygulanır, ancak dünyada 4 bileşenli aşının (HPA-4) erkeklere de uygulandığı ülkeler vardır. HPA birçok gelişmiş ülkenin ulusal çizelgesinde yer alan aşılar arasındadır.

Ülkemizde 2 ayrı üreticinin geliştirdiği HPV aşıları (rekombinant aşılardır) uygulama onayı almıştır. HPA, kız çocuklarda, genellikle 9 yaştan itibaren “0, 2 ve 6. ay” çizelgesi (HPA-4= piyasa ismi Gardasil) ya da “0, 1 ve 6. ay” çizelgesi (HPA-2= piyasa ismi Cervarix) ile 3 kez kas içine, koldaki deltoid kasına (omuz bölgesinin alt kısmı kasına)uygulanır. HPA’nın 1 ve 2. aşıları arasındaki süre en az 1 ay, 2 ve 3. aşıları arasındaki süre en az 3 ay olmalıdır. Daha önce aşılanmayanların aşılarının 13-18 yaş arasında tamamlanması önerilir. HPA diğer ergenlik dönemi aşılarıyla eş zamanlı yapılabilir.

 

ETKİN VE GÜVENİLİR AŞISI OLAN HASTALIKLARA KARŞI AŞILANMAK HER ÇOCUĞUN HAKKIDIR.

Site içeriğinde bulunan yazı ve makaleler bilgi sağlamak içindir.
Hekim hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez